Bu yazı iki bölümden oluşacak, ilk bölüm ki daha önce zıpkıncı forumda paylaşmıştım, buraya ekliyorum, okuyanlar aşağıda direk 2. bölümden başlayabilirler.

  1. Bölüm

Dalışa saat 5.50’de başladım, su inanılmaz durgundu. Merada in cin top oynuyor desem yeridir. Yaklaşık 9 metrede 1,5 kg civarı bir züber(şeytan) vurup şamandırama taktım ilerlemeye devam ettim. Hedefim kıyıdan 1,5 km açıkta olan 15-19 mt derinlikteki taşlık alana doğru ilerlemek, bu ilerleme esnasında da merayı kolaçan etmek. Suda görüş 4-5 mt civarı ki bu bölgede alışık olduğumuz puslu bir görüş. Kıyılarda 10 mt.

Yaklaşık 1 saat geçti ki, 8-9 metredeki taşlarımdan sürekli uzaklaştığımı 13-15 mt aralığında ilerlediğimi farkettim, bu duruma akıntı mı sebep oldu bilemiyorum. Üzerimde müthiş bir durgunluk ve isteksizlik var. Halbuki bir gün önceden hazırlıklarımı yapıp, antrenmanlarıma varana kadar tamamladım ve dalış gününü iple çekiyordum. Fakat güneşin sürekli bulutların ardında kalması ve suyun puslu ve çırpıntısız oluşu benim tüm isteiğimi yok etti.

Yaklaşık 13 metrede altımdan bir kuyruk geçti, tahmin ediyorum bir ceylandı hemen ardından attım ve ıskaladım. Genelde ceylanlar agaşona cevap verirler dalış yapıp kabza ile taşı dövdüm ama ne gelen var ne giden. Bu arada çok sağlam nefeslenmeler yapmama rağmen agaşonlarım tamamen isteksizlikten kısa sürüyordu. Yani diyafram kasılması yaşamadan suyun üstüne çıkıyorum ki hiç bu tarz avlanmam, arada kendimi açar güzel taşlarda yatarım. Bir agaşon daha ve 1 kg civarı bir baraküda şişin ucundan ıska… Yukarı çıktım, bu son agaşon sonra kıyıya palet basacağım bu dalış bu psikoloji ile gitmez dedim. Kararım çok net ki dalış hayatımda asla böyle bir psikolojide olmadım. Sorun neydi inanın bilmiyorum…

Yaklaşık 14 metrede yuvalık sayılabilecek bir noktada yattım ve taşa birkaç kere vurdum yaklaşık 30 sn geçmedi, sağ tarafımda büyük bir canlı gördüm. Alışık olduğumuz vatozlardan geçenlerde devasa bir birey gördüğüm için, onlardan biri sandım fakat canlı bana yaklaşınca yaklaşık 1.8 mt (kendi boyuma göre hesaplıyorum) bir mako köpekbalığı olduğunu farkettim. Arkadaşlar yaklaşık 11 senedir dalıyorum, suda orkinos dahil bu kadar büyük bir canlı ile karşılaşmadım. Fakat ne hikmetse, kendimden beklemeyeceğim bir sakinlikle balığı izledim, zıpkını üstüne doğrultup sabırla bekledim, o da beni süzdü ve en ufak bir hareket dahi göstermeden dibime kadar geldi. Öyle bir duruşu ve ilerleyişi var ki, bu körfezin tek sahibi o sanırsınız, en ufak bir korku belirtisi en ufak bir ürkeklik yok. Kendinden bu kadar emin hiçbir canlı görmedim. Şişin ucu ile arasında 1 mt falan kaldığında zıpkını çok hafif belki 2-3 cm ileri iter gibi yaptım. Bu hareketi yapmadan önce aklımda daha önce izlediğim köpekbalığı videoları ve ustamın sözleri geldi. “Dürtme, ani hareket yapma, çok yaklaştırma!” Arkadaşlar hani videolar falan izliyoruz ama bu an öyle izlediğiniz gibi, ekrandan gördüğünüzde hissettiğiniz bir an değil. Vücut ve eğittiğiniz zihniniz, artık kendinizi ne kadar böyle bir karşılaşmaya hazırlayabildiyseniz, kendini savunmaya geçiyor. Yani insan orada biraz makineleşiyor. Bunda benim kendimi bu bölgede avlandığım için köpekbalığı karşılaşmalarına zihnen hazırlamış olmamın da etkisi var. Ya da şoka girdim ve ondan sakin kaldım, bilemiyorum. Tek bildiğim nabzım agaşondayken yükselmedi, çok şükür. Her neyse, balık benim dibimden sakince uzaklaştı ve ben iyice uzaklaşmasını ve gözden kaybolmasını bekledim, Allah korusun çıkışa geçerken döner falan düşüncesi ile. Yukarı çıktım, Allah’ım bu ne yarabbim, dedim. Hemen 21 mt iple belimdeki balık kurşuna takılı şamandırama gittim, züberi ipten kesip suya bıraktım.

İnternette, köpekbalığının korku ya da panik gibi duyguları sezebildiğiyle ilgili şeyler okumuştum, ne kadar başarılı olabildim bilmiyorum ama paletleri şapırdatmadan ve düzenli bir biçimde doğru kıyıya palet basmaya başladım ve serüven asıl burada başladı. Tam 5 dk yüzdüm arkadaşlar, 5 koca dakika, o öyle bir 5 dakika ki bana belki saatler gibi geldi. Agaşondaki nabız artık o eski halinde değildi ve hızla yükseliyordu, derhal derin nefeslenmem gerekti ve bunu yaptım. Nefeslendim hem de çok iyi nefeslendim. Maskem aşağıya bakacak şekilde kıyıya yüzmeye devam ettim. Bu esnada ola ki bana saldırırsa diye çevremi kolaçan ediyordum.

Kafamdaki hesap en kötü durumda ya palet çırpmalarıma doğru saldıracak ya da baş kısmıma, yapabileceğim tek şeyi yaptım, zıpkını bir saldırı anında düşürmemek için kollarımı iyice gövdeme yapıştırdım ve baş/gövde kısmını korumak için zıpkını hafif aşağı bakacak şekilde tuttum. Zıpkını tam aşağı tutamıyorum çünkü yüzmeme engel oluyor, ayak kısmına saldırırsa vururum, baş kısmını da böyle korudum, yanlardan gelirse Allah kerim dedim. Badi yok, bot yok, çevreden geçen tek bir tekne yok! Zıpkınım ve ben ha bir de Omer Mini Laser var kürdan niyetine. Bu esnada etrafımdaki ufak balıklar çaprazlamasına zıplamaya başladı, bulanıklıkta bir silüet 12-13 mt sağ alt tarafımdan geçti ama seçemiyorum, içimden hayal görüyorsun diyordum ki biraz daha belirginleşiverdi o silüet. İşte o an “bu beni kahvaltı olarak kafaya koydu, olacaklara hazırlan” diye geçirdim ve gerçekten de o an tek yapabileceğim şey olacaklara hazırlanmaktı. Diğer elime bıçak almayı düşündüm ama bu seferde zıpkını tek elle kontrol edemeyecek olmanın verdiği tedirginlik beni bu kararımdan vazgeçirdi. İşte tüm bu onlarca düşünce arasında yaklaşık 12 mt derinlikten hızla üstüme doğru bir kafa gelmeye başladı. Allahım…. Offfff! Ağzı ısıracak şekilde açık, kuyruk sağa ve sola çok seri şekilde hareket ediyor kafası da aynı şekilde çok seri. Baş kısmıma doğru tam alttan bana doğru geliyor ve niyeti kesinlikle ısırmak.

Ben 188 boyunda 87kg ağırlıktayım, üstümde elbise ile falan cüssemi tahmin edebilirsiniz, bu balık beni cüsseme rağmen kesinlikle gözüne kestirdi. İşte beni asıl korkutan bu oldu, balık kararlıydı. Bu düşünceler belki saliseler içinde aklımdan geçerken balık üstüme gelmekte ve arayı hızla kapatmaktaydı. Zıpkınım 105’lik Pathos Sniper, böyle bir karşılaşma için biraz uzun, eğer balık 1 mt daha yaklaşsa şişin ucunu geçecek ve balıkla aramda beni koruyacak hiçbir şey kalmayacak. Balığın kötü niyetine, öldürerek karşılık vermekten başka çarem yoktu. Emin olun, 15-20 kg lık bir akya ya da liça olsa o seri hareketler karşısında nişan bile alamazdım. Ama balığın cüssesi ve direk şişin ucuna doğru hareketlenmesi dezavantajı oldu, 16’lık çift lastiklerin tuttuğu 6,75’lik sharkfin şişim, gövdesinden son çıkışını yaptı. Balığın burnunun 20 cm gerisinden giren şiş, gövdesi boyunca en az 60 cm ilerledi fakat karşıdan çıkmadı çünkü çapraz bir atıştı ve balığın karnına doğru ilerleyip orada kaldı. Kafasından yediği şişle ani şekilde sağ tarafımdan dibe dönen balık, müthiş bir süratle makarayı açtı. Bu esnada aklımdan 2 şey geçti; balık tekmiydi, şişi kurtarabilirmiydim. Evet, mal canın yongasıdır dostlar  Bunu bana bir başka zıpkıncı anlatsa “Senin ben beynini……..” derdim ama bunu yaptım gerçekten. Makara süratli sayılabilecek şekilde açılırken, balığın yavaşlamasını bekledim. çünkü o şişten sonra ağzını dahi açamayacak durumda olduğunu tahmin edebiliyordum. Balığın cüssesine bakarak, tek olduğuna kanaat getirdim ve şamandırama hızla yüzdüm. Evet, artık kıyıya değil açığa doğru 20 mt palet basmam gerekti, tabi bunu yaparken ipin gerginliği ve yönünden balığın durumunu kontrol ederek yaptım. Şamandırama vardığımda, zıpkının lastiklerini dişlerimin arasına alarak batmasını önledim, makaranın ipini tek elle tutarken, diğer elimle bıçağımı çıkardım ve ipi kesmeye çalıştım. Lanet bıçak bir önceki gün bilenmesine rağmen hem testere kısmı hem normal ağzıyla o ipi kesemedi, işte o birkaç saniyede buna o kadar sinirlendim ki anlatamam. Omer Laser’i zaten beğenmiyordum ama o ipi kesemeyince tam bir çöple avlandığımı anladım. Neyse biraz zorlamayla kestiğim ipi hızla şamandıraya bağladım. Artık şişi yarı yarıya garantilemiştim. Hızla birkaç yüz metre daha kıyıya gittim ve zıpkını havaya kaldırarak sallamaya başladım. Çok şükür ki birkaç yüz metre ötemden geçen bot beni farketti. Hemen yanıma yaklaştılar ve bota çıktım, durumu izah edip, şamandıraya gitmek istediğimi söyledim. Kaptan bana dönüp, gerçekten köpekbalığı mı dedi, evet dedim. Bırak gitsin dedi, ölür o alırız şişi dedim. Evet dedim bunları  Şu satırları yazarken ben de kendimi eleştiriyorum ama böyle oldu işte. Herneyse şamandıraya yaklaştık, hala hareketliydi şamandıra ve hızla eğilip şamandırayı bota aldım. Ardından yaklaşık 40 mt’lik parkur başladı. Balık zaten gücünün çoğunu kaybettiği için zorlamadı ve oldukça hızlı çektik, tam kalama misinasına birkaç metre kalmıştı ki, ipi iki kişi tuttuğumuz için ve balığın gücünün kalmadığını düşündüğümüzden olsa gerek balık son bir kuyruk darbesiyle multiflament misinayı kırdı. Gitti 6,75 sharkfin dedim, kaptan da canın sağolsun dedi. İnsan oğlu çok garip dostlar, 15 dk önce neyin derdindeyiz, 15 dk sonra neyin…

Velhasılı kelam buradan çıkarılacak dersler var tabi ama benim bu duruma düşmemin en büyük sebebi o mesafeyi tek gitmek, 7mm elbise ile avlandığım suyun köpekbalığının gezebileceği sıcaklığa ulaştığını farkedememek oldu. Ustam bunların yumurta bırakmaya geldiğini ve kıyılamaya başladıklarını söyledi.

Ben artık bir süre derin dalış yapmayacağım ta ki sular yeniden soğuyana kadar. O zamana kadar mendireklerde oltacılarla kavga edip, kefal falan vurmayı düşünüyorum. Balığın videosu yok maalesef, ondan bir dalış önceki baraküdanın videosu var ama köpekbalığı dalışında maalesef kamerayı açmamışım, telaşla zaten yukarıda atış anını da çekememiştim. Fakat o an tekneyi beklerken çektiğim bir video varki, kimseye izletmeyi düşünmüyorum. O videoyu neden çektiğim ve neler olduğu da zihnimde sonsuza kadar kalacak.


2. Bölüm

Dikburun Karkaryas

Karşılaştığım türün adı bu.

Olayın üzerinden yaklaşık 8 ay geçti. Bu süreçte psikolojik olarak yaşadıklarım, olayın kendisinden daha yıpratıcıydı. Normalde dalış günü uyumaya alışan ve alarmdan 1 dakika önce uyanan bedenim artık uyuyamaz hale geldi. Olası av günü planlarını yaparken artık kafamda düşünmem gereken 2. bir olasılık daha vardı.

Bütün bunları atlatırken bana en büyük desteği körfezin tecrübeli dalgıçlarından aldım. Başta Mustafa Şehitoğlu olmak üzere, Celal Yolcu ve Mehmet Reyhanoğlu’na teşekkür ederim. Özellikle aynı merada ve aynı noktada sadece 3 hafta sonra dalmak gerçekten olaydan daha ürperticiydi. Fakat bu korkuyu yenmenin de başka yolu yoktu. Her agaşonda yaşadığım tedirginlik, agaşon sürelerime yansıdı. Bunlar bana balık anlamında birşey kaybettirmese de dalış keyfimi %80 azalttı diyebilirim.

Ne yalan söyleyeyim karaktersiz zıpkıncılar da yok değil. Sıklıkla köpekbalığı gönderileri paylaşan özellikle mesaj olarak bana gönderen namussuzlarla araya mesafe koydum. Bazıları çok alçak, kendi merasında dalan insandan daha fazla balık vurmak için belden aşağı saldırmaktan geri durmuyorlar. Ya da bunu bir eğlence olarak görüyorlar.  Halbuki korku basit bir duygudur, sizi hayatta tutar ve geçicidir. Ama omurgasızlık ise kalıcı bir sorundur ve onunla yaşamak zorundasınızdır. Bana bu paylaşımları yapan şahısların ise Yumurtalık’tan Arsuz’a kadar isimlerini saygıyla anan duymadım, bu da onlar hakkında yeterince niteleyicidir sanırım.

Şunu bugün açıklıkla söyleyebilirim, o gün zerre korkmamıştım ama sonraki dalışlarımda korktum. Olayı ilk yaşadığımda verdiğim reaksiyon kendimden beklemediğim soğukkanlılıktaydı açıkçası kriz zamanları soğukkanlıyım ama bu kadarını ben bile beklememiştim. Ama olaydan sonraki dalışlarımda ise, agaşonlarım 1- 1,5 dakikayı geçmedi. Tedirginlik, sağa sola bakma isteği, bulanıklıktan birşey çıkabilir düşüncesi dalışlarımı zora soktu.

Bu anlattıklarım yaklaşık 4-5 ay devam etti. Ta ki alışana kadar. Bu tutku, dalış, deniz sevdası birçok şeyin üstünde ve ben bu tutku sayesinde bu tedirginliği ve korkuyu üzerimden attım. Şuan tek aklıma takılan 2. karşılaşmada ne yapacağım sorunu. Evet, o 2. karşılaşma hatta 3-4 olacak. Çünkü ekosistemimiz değişiyor, sular ısınıyor ve bu hayvanlarla daha sık karşılacağız. İlk karşılaşmada balığın bana gelmesinin sebebi, yukarı çıktığımda aşırı artan kap ritmimdi. Çünkü çok açık bir noktada yalnızdım. Etrafta in cin top oynuyordu. Bu tedirginlikle kıyıya palet vurmaya başladığımda balık bu tedirgin ve hızlı hareketlerimi hissetti.

Sağlıcakla dalın.

4 Yorum
  1. Can Aktaş 6 ay önce

    Bir solukta baştan sona kadar okudum. Allah kimseye böyle birşey yaşatmasın . Bu arada köpek balığı saldırı videoları heryerde karşına çıkar dostum buna yapacak birşey yok. Ama özellikle seni etkilemek amacıyla bilerek ve isteyerek sana köpek balığı videosu atan arkadaşlar varmış buna gerçekten üzüldüm 🙁

  2. KONUSANADAM 4 ay önce

    Gerçekten, macera dolu bir deneyim olmuş

  3. gokbeyk.com 4 ay önce

    Farklı bir deneyim. Tv de izledim korumasız dev köpek balığına dokunuyorlar dı. Iyi cesaret. Sizide tebrik ederim

  4. yasama dair 4 ay önce

    Maceranın an be an hiç eksik olmadığı bir paylaşım olmuş elinize sağlık.

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

©2019 www.sperfishingturkey.com Serbest Dalış ve Zıpkınla Balık Avı Topluluğu. Tüm Hakları Saklıdır.

Kullanım Şartları yerine getirilmeden hiçbir şekilde kopyala - yapıştır yapılamaz, yazılar ve bilgiler kullanılamaz.

veya

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

veya

Create Account